Orhan Pamuk Kırmızı Saçlı Kadın (Kitap Tanıtımı)

  • 20 Şubat 2016
  • 988 kez görüntülendi.
Orhan Pamuk Kırmızı Saçlı Kadın (Kitap Tanıtımı)

Kırmızı Saçlı Kadın

Orhan Pamuk

YAPI KREDİ YAYINLARI

İlk aşk deneyimi bütün bir hayatı belirler mi?
Yoksa kaderimizi çizen yalnızca tarihin ve efsanelerin gücü müdür?
Orhan Pamuk, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan yeni romanı Kırmızı Saçlı Kadın’da bizi otuz yıl önce İstanbul yakınlarındaki bir kasabada liseli bir gencin yaşadığı sarsıcı bir aşk hikâyesiyle, büyük bir insani suçun peşinden sürüklüyor.

Yayın Tarihi 2016-02-16

ISBN 9750835605

Baskı Sayısı 2. Baskı

Dil TÜRKÇE

Sayfa Sayısı 204

Cilt Tipi Karton Kapak

Kağıt Cinsi Kitap Kağıdı

Boyut 13.5 x 21 cm

Kırmızı Saçlı Kadın adlı roman, Nobel ödüllü ünlü yazar Orhan Pamuk‘un kaleminden çıktı. Yapı Kredi yayınlarından çıkan aşk hikayesi temalı roman 30 yıl öncesinde ki bir hikayeye yer veriliyor.

Türk edebiyatına yeni bir eser daha katan ünlü yazar Orhan Pamuk, son olarak, Yapı Kredi yayınlarından çıkan “Kırmızı Saçlı Kadın” adlı romanı okuyucuları ile buluşturdu. İstanbul yakınlarındaki bir kasabada 30 yıl önce yaşanan aşk hikayesine yer verilen romanda farklı ve kendine özel bir çizgisi ile farklı bir soluk katmayı başardığı şimdiden okuyucuların gözünden kaçmamış.

1980’lerin ortasında geleneksel usulle kuyu kazan Mahmut Usta ile çırağı ‘küçük bey’ Cem zor bir arazide su ararlarken, kasabanın hemen dışındaki sarı çadırda esrarengiz bir tiyatrocu kadın her gece eski masal ve hikâyeleri yeniden anlatmaktadır.

Roman, bir yandan genç kahramanın aşk, kıskançlık, sorumluluk ve özgürlük duygularıyla derinden tanışmasını hikâye ederken, diğer yandan medeniyetler üzerinden babalar ve oğullar; ‘otoriterlik’ ve birey olma konularını tartışıyor. Kırmızı Saçlı Kadın’da okur, Batı’nın ve Doğu’nun iki temel efsanesi Sophokles’in Kral Oidipus’u (babayı öldürmek) ile Firdevsî’nin Rüstem ve Sührab’ıyla (oğulu öldürmek) yeniden karşılaşıyor.

Kırmızı Saçlı Kadın Tüm Dünyaya Yayılacak

Geçtiğimiz Ekim ayında düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı’nda, Orhan Pamuk’un henüz o tarihte basılmamış olan Kırmızı Saçlı Kadın romanıyla ilgili ‘dünyanın farklı ülkelerinde basılacak’ bilgisi alınmıştı. Dünyanın en büyük ajansı Wylie’nin kataloğuna Orhan Pamuk’un yeni romanı “Kızıl Saçlı Kadın”ın da yayımlanacağı duyurusu yer almıştı.

Roman Kapağında ki Resim Merak Konusu Oldu

Yapı Kredi Yayınları etiketiyle ilk baskısı 200 bin adet yapılan Kırmızı Saçlı Kadın 204 sayfa ve 12 Lira’dan satışa sunulacak. Kafamda Bir Tuhaflık ise 475 sayfaydı. Yani bu son roman onun yarısından bile daha az kalınlıkta. Kalın roman okumaktan korkan okurlar da hesap edilerek yazılmış gibi. Kırmızı Saçlı Kadın romanının kapağında Dante Gabriel Rosetti’nin 1860 tarihli Regina Cordium adlı yapıtı dikkat çekiyor.

Sevgiliye ikinci kez roman ithafı

Orhan Pamuk özel hayatı ile de dikkat çeken bir yazarımız. Uzun bir süredir birlikteliği bilinen Aslı Akyavaş’a ikinci kez romanını ithaf ediyor. Kafamda Bir Tuhaflık romanını da “Aslı’ya” diyerek itfah etmişti. Son romanını da sevgilisine ithaf ediyor. Aslı Akyavaş, bir hastanede yönetici olarak çalışıyor. Magazin dünyasına uzak bir isim olarak da notumuzu paylaşalım.

Orhan Pamuk’un “Aslı’ya” (Akyavaş) ithaf ettiği roman, Nietzsche’nin Tragedya’nın Doğuşu, Sophokles’in Kral Oidipus ve Firdevsî’nin Şehname adlı eserlerinden alıntı üç epigraf ile başlıyor. İlk baskısı 200 bin adet yapılan 204 sayfalık romanın ilk sayfalarından tadımlık bir bölüm yayınlıyoruz:

 

KİTAPTAN TADIMLIK

“Aslında yazar olmak istiyordum. Ama anlatacağım olaylardan sonra jeoloji mühendisi ve müteahhit oldum. Okuyucularım, hikâyemi anlatmaya başladım diye olayların sona erip arkada kaldığını da sanmasınlar. Hatırladıkça olayların içine daha çok giriyorum. Bu yüzden sizlerin de peşim sıra baba ve oğul olmanın sırlarına sürükleneceğinizi hissediyorum.

1985’te Beşiktaş’ın arkalarında, Ihlamur Kasrı’na yakın bir apartman dairesinde yaşıyorduk. Babamın Hayat adlı küçük bir eczanesi vardı. Eczane haftada bir sabaha kadar açık kalır, babam nöbet tutardı. Nöbetçi olduğu gecelerde babamın akşam yemeğini ben götürürdüm. Uzun boylu, ince, yakışıklı babam kasanın yanında yemeğini yerken ilaç kokusunu koklayarak dükkânda durmayı severdim. Otuz yıl sonra bugün, kırk beş yaşımda ahşap dolaplı eski eczanelerin kokusundan hâlâ hoşlanıyorum.

Hayat Eczanesi’nin çok müşterisi yoktu. Babam nöbetçi olduğu gecelerde o zamanlar moda olan taşınabilir küçük bir televizyona bakarak vakit öldürürdü. Bazan da babamı, ziyarete gelen arkadaşlarıyla alçak sesle konuşurken görürdüm. Siyasi arkadaşları, beni görünce konuşmayı bırakır, benim, tıpkı babam gibi yakışıklı ve sevimli olduğumu söyler, sorular sorarlardı: Kaçıncı sınıfa gidiyordum, okulu seviyor muydum, ileride ne olacaktım?

Siyasi arkadaşlarının yanında babamın huzursuz olduğunu gördüğüm için dükkânda fazla kalmaz, boş sefertasını alır, soluk sokak lambalarının ve çınar ağaçlarının altından yürüyerek eve dönerdim. Evde anneme, babamın siyasete meraklı arkadaşlarından birinin dükkânda olduğunu söylemezdim. Çünkü annem, babamın başının yeniden belaya gireceğini ya da durup dururken gene bizi bırakıp gideceğini düşünerek endişelenir, babama ve arkadaşlarına sinirlenirdi.

Ama babamla annemin aralarındaki sessiz kavgaların tek nedeninin siyaset olmadığını da fark ederdim. Bazan uzun süreler küsüşürler, aralarında neredeyse hiç konuşmazlardı. Belki de birbirlerini sevmiyorlardı. Babamın başka kadınları, pek çok başka kadının da onu sevdiğini seziyordum. Bazan annem başka bir kadın olduğunu benim anlayacağım bir şekilde konuşurdu. Annemle babamın kavgaları beni çok hüzünlendirdiği için onları düşünmeyi, hatırlamayı kendime yasaklamıştım.

Babamı en son ona yemek götürdüğüm bir gece eczanede gördüm. Lise birdeydim; sıradan bir sonbahar akşamıydı. Babam televizyondaki haberleri seyrediyordu. Daha sonra tezgâha yerleştirdiği yemeğini yerken, ben biri aspirin, diğeri de C vitamini ve antibiyotik isteyen iki müşteriye baktım ve parayı çekmecesi hoş bir zil sesi çıkararak açılan eski kasaya koydum. Eve dönerken son bir bakış attım babama; bana kapıdan gülümseyerek el salladı.

O sabah babam eve gelmemiş. Bunu öğleden sonra okuldan dönünce annem söyledi. Gözlerinin altı şişti, ağlamıştı. Babamın bundan önce olduğu gibi eczaneden alınıp Siyasi Şube’ye götürüldüğünü zannettim. Orada ona işkence eder, falakaya yatırır, elektrik verirlerdi.”

KİTAP SAYFALARINDAN

Yeni Konulardan haberdar olmak için lütfen mail abonemiz olun.

Mail adresinizi buraya yazınız:

Açılan Pencereden Güvenlik Kodunu Gir.Sana Gelecek Olan Doğrulama Linkine Tıkla.Aboneliğiniz Aktif.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. MUSTAFA BORAK dedi ki:

    Orhan Pamuk Kırmızı Saçlı Kadın (Kitap Tanıtımı) yazısı için Atilla İlhan’dan şiir alıntısı; Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

  2. melo dedi ki:

    Orhan Pamuk Kırmızı Saçlı Kadın (Kitap Tanıtımı) gerçekten çok işime yaradı. Alantürkçe.com’u tebrik ediyorum.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

test